30 Ekim 2010 Cumartesi

29 ekim

29 ekim cumhuriyet bayramıymış..heryere türk bayrağı asmışlardı.. annemle babam işe gitmedi,benim için en önemli yanı burası şimdilik :) akşama kadar parka gidelim yütfen yütfen deyince babam da beni optimuma oyun parkına götürdü...ama çok kalabalıktı..birsürü kardeş vardı,ben aralarında kalakaldım,ordan oraya atlıyor tırmanıyorlar hepsi,babam da annem de üzülmüşler ben sakince bi kenarda durunca...sonra üst kattaki jetonlu oyuncaklara çıktık,onlara bindim biraz,onlarda keyfim yerine geldi her ne kadar bazen düşmekten korksam da :) sonra annemle babam yahmacum yedi,ben sadece ayyran içtim...sonra da evimize geldik...

25 Ekim 2010 Pazartesi

tam Asaf Yiğit'e hitab eden bir yazı...değişik bir bakış açısı...

Çocuk anne ile aynı yatakta ise, bağımlılık değil, güven duygusu gelişir…

Maalesef, anne modern toplumda “kadın” olarak değerlendirildiği için, annelik sanki bir zayıflıkmış gibi algı oluşturulmuş bilinç altlarında… ve sanayi toplumu çocuk doğran bir kadına işveren açısından bakarak, sanki “iş gücü kaybı” gibi değerlendirildiği için, “anne nasıl en erken yaşta çocuktan koparılır da iş pazarına döner?” düşüncesinin bir sonucudur anne ile çocuğun yatağını ayırmak… Bunun gerekçesi olarak da çocuk “anne bağımlısı” olmasın endişesi annelere yüklenmektedir. Halbuki, eğer bir çocuk annesine doyarsa neden anne bağımlısı olsun ki? Çocuk anneye doyamaz, anne kokusuna hasret bırakılırsa, anne ile ten tene göz göze ruh ruha olamaz ise erken çocukluk döneminde, o zaman çocuk anneye karşı aşırı bir yöneliş ve anneyi yeniden elde etme çabası sergiler, ki, işte bağımlılık denilen şeyin aslı budur… Çocuk ruhen doyamadığı ve doyumsayamadığı annesine bağımlılık kazanır… yoksa anne ile yan doyasıya bir süreç geçirmiş bir çocuk “bağımlılık” değil “güven” duygusu kazanır…  Bundan dolayıdır ki çocuklar 2 yaşını tamamlayıncaya kadar anne ile aynı yatakta ten tene uyumaları onlarda güven duygusunu geliştirir. Ah Anadolu Pedagojisi’ni yok sayarak kendimizi farklı kültürlerle yetiştirme gayreti yok mu, işte bu sarhoş halimizin sonucudur şuan çocuklardaki yoksunluklar, güvensizlikler ve duyarsızlıklar olarak kendini nasıl da su üzerine çıkarıyor…  Size tavsiyem şu; bebeğinizle siz yatın, abisi ile de zaman zaman babası yatsın… göreceksiniz o geceleri uyandıkça, annesini yanında gördükçe… annesinin simasından aldığı sıcaklığı bir de annesinin göğsüne doğru kendini bıraktıkça, onun yüzündeki huzur size de annelik keyfini yaşatacaktır… bırakın duygularınızı… ve sıyrılın ön yargılarınızdan, doğal bir süreç içinde doyasıya anneliğinizi yaşayın… Çocuğunuz size alışır diye korkularınızdan sıyrılın, zira çocuklar zaten annelerine alışması gerekir…  yarın size alışmamış ve mesafeli duran bir çocuk sahibi olmaktansa sizin ona, onun size alışmış, uyum içinde olan bir çocuğunuz olsun… unutmayın, bebeğinizin bebeksi kokusunu özlediğinizde, geçmişe dönüp pişmanlıklar yaşamaktansa, her şeyi vaktinde yaşamak çok daha iyi…
Uzman pedagog Adem Güneş

pazartesi sendromu

sanırım oğlumda da pazartesi sendromu yaşamaya başladık...pazar gününü beraber geçrirince bu sabah baya huysuzlandı anneanneye giderken...işe gitmeee,yanımda yaaat,bıdı mamalı süüüüttt,burda içceemmm gitmiyceeemmm şeklinde mızırdandı durdu...neyse sonra ikna oldu....
dün oynadık beraber hep muhteşem üçlü :) babasıyla legolardan çok güzel kuleler yaptılar,yıktılar,uçaklar uçurdular...birlikte kek yaptık oğlumla...ona çırptırdım özellikle yesin diye-tahin,pekmez ve cevizli kek- beraber yedik sonra yanında birer bardak sütle...KİN KONG u seyrettik,korkunç film mi bu babaa diyor ama yine de seyrediyor ikimizin arasında...goril iyi ama kötü değil ki ben ondan hiç korkmuyorum,hem o kızı kurtardı ama dinazorlar çok kötü demi,pis onlar yiyecekler kızı anne demi :)  şeklinde sonuna kadar izledik filmi..yatağında yatmak istemiyor oğlum,film de bahanesi oldu bu akşam..annee senin yanında yatcam,niye oğlum? belki bi korku gelir ama :) tamam bu seferlik yatalım dedim...dün bi pedagogun yazısını okudum,çocukların odalarının ayrılması konusunda acele etmenin yersiz olduğunu,anne babaya doyamayan çocukta asıl bağımlılık psikolojisinin ortaya çıkacağını falan söylüyordu...yazıyı bulup paylaşayım burda...neyse oğluma sarılıp uyudum bu gece,doya doya kokladım öptüm...çok da mutlu oldum :):)

18 Ekim 2010 Pazartesi

ince ruhlu oğlummmmmm

bu sabah Asaf'ı yengemlere götürüyorum,anneannesi doktora gidecek diye...binaya kadar kucağımda taşıdım,yoruldum biraz da arada durup dinleniyorum...anne yoruluyor musun dedi,evet oğlum dedim...ben çok yemek yedim ya ağır oldum artık büyüdüm ondan demi dedi. :) sonra binada dedim ki oğlum şu merdivene bas da sırtıma alayım seni ister misin dedim,isterim dedi,zıplayarak biniverdi sırtıma,çıkıyoruz merdivenlerden dedi ki , anne sırtını çok seviyorum,(sonra kafasını omzumdan yüzüme doğru uzatarak) ama seni de seviyorum ,çok seviyorum,yüzünü deee,kokunu daaa seviyorum... yavrum benim nasıl içli,nasıl duygulu,ince ruhlu oğlum benim!
bu nasıl bir mutluluk ancak evladı olan anlar sanırım,Rabbime hamdolsun bize bu duyguları nasip ettiği için...Allahım  herkese hayırlı ,sağlıklı evlatlar nasip etsin inşallah...oğluuuummm,canımmmm  çok seviyorum seni gönlümün neşesi!

16 Ekim 2010 Cumartesi

odam,yatağım,yalnızlık...

annem süprizleri seviyor galiba..durmadan bana süpriz yapıyor...dün akşam da beni almaya geldiğinde dedi ki sana bi süprizim var...ama yine söylemedi ne olduğunu eve gidene kadar...bana yatak takımı almış annem,arabalı...artık annemin yatağında yatmıycam,burası benim yatağım,orası da senin yatağın dedim hemen...ama sen de benim yanımda yaaattt!! demeyi de ihmal etmedim ama :) annem bu gecelik benimle yattı,sonra artık herkes kendi yatağında yatacakmış...ama çok sevdim yeni yatağımı,üstünde zıpladım baya...koşup babamı çağırdım gel babaaa yatağıma baaak ne güzel oldu diye...annemle babam artık büyüdün sen oğlum kendi odanda yatacaksın dediler,odama resim de koyduk hem,benim resmim,aybuke ablamın bi de esma ablamın resmini...kuşumla balığım da benim odamdalar...ara ışığı da yakıyoruz hep geceleri zaten..annem dedi ki sen uyanınca kalkıp beni çağırabilirsin ,karanlık olmayacak ki oğlum...ama korkuyorum bazen,yalnızlıktan mı karanlıktan mı bilmem...büyümek güzel ama çocuk kalmak daha da güzel sanki???

8 Ekim 2010 Cuma

Asaf yiğit ve babası arasındaki hoş muhabbet :

- oğluuum hadi bana bi çorba ısıt da içeyim...
- hahaha...ben anne miyim deee???
-niye oğlum anneler mi ısıtır sadece?
- tabii ben küçüyüm daha ısıtamam ki?
-neden ısıtamazsın?
-çünkü yanarıım,elim yanar...hem çocuklar bulaşık makinasıyla oy-na-maaaaazzzzzzz !!!

7 Ekim 2010 Perşembe

sürpriz

akşam annemin bana sürprizi vardı...anneannemden evimize gelene kadar ne olduğunu söylemedi,söyleyince sürpriz olmuyormuş...süprizi de anlattı annem bana,o zaman sormadım artık ne? ne? diye...çanta istiyordum bir zamanlar eren kardeşin çantası gibi,bulamamıştık ,sonra da unutmuştum ben...almış annem sonunda...çok mutlu oldum,yaşasıınn...okula gitcem ben çantamla,içine kitaplarımı koycam,kalemlerimi koycam,suluğumu koyma yeri de var...teekkür ederim annecimm,çantamı çok beyendim :)

 çocukları mutlu etmek ne kadar da kolay aslında...canım oğlum her seferinde bunu gösteriyor bana hamdolsun...küçük birşeyle gözlerinin içi parlayabiliyor,onun o sevinci,heyecanı,o teşekkürü herşeye değer...akşam babasının anahtarını almış masanın üstünden,ben okula gidiyorum hoşçakalın diyor çanta da sırtında tabii..(.çantasının küçük gözüne ne koyacağını sormuştu,ben de senin de anahtarın olur oğlum okula giderken onu koyarsın demiştim )  bir de babasına,iyi dersler desene baabaaaa demez mi :) babası diyor ki kocaman çocuk oldu sanki çantayı sırtına takınca...gözlerimiz parladı oğlumuza bakarken ikimizin de...ne kadar şükretsek azdır,sağlıkla onun büyümesine şahit oluyoruz ya...şükürler olsun..
sonra elimden tutmuş,anne gel hadi okula gidelim beraber,seni de okuluma götürcem,orda çok güzel oyuncaklar vaar,kitaplar vaar,hadi gidelim beraber senle orda oynarız ne güzel diyor...inşallah Rabbim o günlerini de gösterir yavrumun hayırlısıyla,sağlıkla...

4 Ekim 2010 Pazartesi

düğün dernek

düğün dernek derken hooop geçti gitti haftasonu...nazlı ve mızmızdım yine,annemin ya da babamın kucağındaydım hep kına akşamı da düğünde de...bi ara oynayasım tuttu ama kısa sürdü...süt krizlerindeyim hala alışamadım,o yüzden de hep huzursuzum...acıkınca,uyurken,uyanınca hep süt istiyorum..ama annem çok fena biliyor musunuz,inatla vermiyor bana sütü...ben de olabildiğince nazlanıyorum...
cumartesi akşamı kına gecesi vardı,fatma ablamın eline kına yaktılar...adem dayıma da kına sürmüşler ama ben o sırada evde yemek ve tuvalet molasındaydım :) bıdı mamalı bi biberon sütü içtikten sonra gecenin sonuna doğru coştum,aldım elime bi mendil başladım halaya...baya hoplayıp zıplamışım ki hemen uyudum eve gelince...



gelelim düğüne...pazar günü sabah babam gitti araba süsletmeye,gelirken kötü araba kullanan bi amca çarpmış arabamıza,ama çok şükür babamla murat dayıma bişey olmamış,sadece arabamız biraz kırılmış...babam bu hafta yaptıracak inşallah...sonra düüütt düdüdüüttt diye diye birsürü araba peşpeşe gittik fatma ablamın evine,gelin olmuştu o,adem dayım da düğün kıfayeti giyinmiş,damat olmuştu...fatma ablam ağladı ,annem ,anneannem felan da ağladılar,anlayamadım...sonra kufaröre gittik,herkes saçını yaptırdı,makyaj yaptırdıı...güzel olmak için...fatma ablamı çok beğendim,çok güzel oldu..asaf sen beğendiysen tamam dedi o da :) kufarörde biraz uyudum,annem beni bebek gibi kucağında ninni söyleyerek uyuttu.uyandığımda herkes giyinmiş süslenmişti,tam çıkmak üzerelermiş. ben düğün kıfayetimi salonda giyindim o yüzden...uyanınca anneme baktım üstünü değiştirmiş; konuşmalarımız şöyle :
annee,düğün kıfayetini mi giydin???
evet oğlum güzel olmuş mu?
olmuş,makkaj da yaptın mı?
yok annem ben makyaj sevmiyorum.
ama niye yapmadın,daha da güzel olursun ama makkaj yaparsan...
(üzerini değiştirirken)
anne,bunlar benim düğün kıfayetim mi??
evet annecim,giydireyim hadi...
kıvaadatımı da takcak mıyım?
takcaz oğlum,burda
tamam,tak hadi,güzel oldum mu???
çok yakışıklı oldun oğlum..
tamam teekkür ederim,hadi gidelim de halay çekelim... :)
(kuaföre giderken )
anne kufarörde napcaz? benim saçlarımı mı kestircez??
hayır oğlum,fatma ablan gelin olacak ya onun saçları süslenecek..
hıı,tamam zaten benim saçlarım çok güzel bak tertemiz hem de...dur ben bi tarayım...

neyse gittik salona,düğün başladı...annemle dans ettik ,aybuke ablamla oynadık biraz..mendilim elimdeydi yine...ama süt krizlerim tutunca çok huysuzlaştım,annemin kucağından inmedim,ağladım,mızırdandım...ikide bir de babamın yanına gitmek istedim...babamın kucağından annemin kucağına,annemden babama derken akşam ettik...güzel ,eğlenceli bir o kadar da kalabalık bi düğün oldu...
hayırlı ,uğurlu olsun,,bir yastıkta kocasınlar inşallah...
işte gelin-damat ve tabii ki ben :) ama sert baktım biraz- muhterem dayıma bakıyorum burda ...

2 Ekim 2010 Cumartesi

eveettt....düğün başlıyoorrr...

bu akşam adem dayımın kına gecesi varmış, yarın da düğünü...fatoş ablam gelin olacak,adem dayım da damat.. oynayacakmışız...bu aralar çok huysuzum,mızmızım bakalım düğünde ne yaparım bilemiyorum...hafta içi resimler ve detayları yazarız inşallah...